KAMERAMANLIK KURSU
Kasım 2008
KAMERAMANLIK HAKKINDA HERŞEY 2
Topluluk Çekimlerinde Aks Örnekleri
Buna benzer durumlar için gene hayali bir aks çizgisi düşünmeliyiz ve çekimlerimizi bu aks çizgisinin sadece bir yönünde gerçekleştirmeliyiz. Konuşmacıyı ekranın solundan sağına doğru bakıyor olarak çekiyorsak dinleyicileri de ekranın sağından soluna doğru bakıyormuş gibi çekmemiz gerekir ki konuşan kişi ve onu dinleyenlerin karşılıklı olarak oturdukları görünebilsin.Aşağıdaki örnekte; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'nın bir programından çekilen görüntüler örnek olarak verilmiştir. Yanlış olarak gösterilen kareler aks çizgisinin ters yönünde çekilmiştir. Algıda bütünlüğü bozmaktadır. Sanki başbakanın arkasındaymış gibi bir izlenim oluşmaktadır. Diğer kareler ise doğru açıdadırlar. Burada çekim açılarını çoğaltmak mümkündür. Bu kareler örnek olarak verilmiştir.
Gene burada da CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın grup konuşmasından örnekler verilmiştir. Yanlış ibaresi olan kareler algıda bütünlüğü bozmaktadırlar.
Panasonic P2
Panasonic tarafından 2004 yılında geliştirilmiştir. Burada DVCPRO bandın yerini profesyonel bir hafıza kartı (Professional Plug-in Card) almıştır. Gelecek teknolojide artık bandın (manyetik depolama) yerini hafıza kartı (elektronik depolama) alacaktır. Bu hafıza kartı çoğu cep telefonlarında kullanılan SD (Secure Digital) yapıdaki kartların bir araya getirilerek profesyonel kayıt için uygun hale getirilmiş şeklidir ve buna da PCMCIA kart denmiştir.
Bu hafıza kartının 4-8-16-32 GB’lık bir kapasitesi vardır ve her geçen gün kapasite artırımı için(128 GB) çalışmalar sürmektedir. 8 GB’lik hafızaya DVCPRO kalitesinde 36 dk, DVCPRO 50 kalitesinde ise 18 dk.’lık video kaydı yapmak mümkündür. Kamera üzerindeki anahtar yardımı ile kayıt kalitesi dolayısıyla da kayıt süreleri seçilebilir. Kameranın üzerinde hafıza kartının gireceği 5 adet yuva vardır. Burada veri transfer hızı 640 Mbps’dir. Kamera ile PC arasında bağlantı kurabilmek için kamerada USB çıkışı vardır.
Ayrıca bu hafıza kartı çıkarılarak bir laptop bilgisayarın kart girişine veya bir adaptör yuva yardımıyla masaüstü bilgisayarlarda NLE kurgu için zahmetsizce aktarım imkanı vardır. Düşünün bir kere, yurtdışında bir habere gideceksiniz. PCMCIA karta çektiğiniz görüntüleri diz üstü bilgisayarınızın yuvasına takıp rahatça montajınızı yapıp geniş band internet üzerinden rahatça merkezinize göndereceksiniz. Teknoloji artık bu noktadadır. Up-link için uydu arama derdiniz kalmayacak. Kamera üzerinden 5 kartın istenilen bölümleri playback edilebilir.

| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
Ikegami Editcam
İkegami firması tarafından geliştirilen bir formattır.Bu formatta da XDCAM ve P2 gibi kaset kullanılmaz onun yerine FieldPak adlı bir kartuşa kayıt yapılır.Bu kartuşların kapasitesi 120 GB dir ve 25 Mbps’de 9 saat ,50 Mbqs’de ise 4.5 saat sürekli kayıt yapılabilir.Ayrıca kartuşun yanında flash bellek de kullanılabilir.MXF dosya yapısını kullanır.NLE kurguda doğrudan erişim imkanı vardır. Bu kartuşlara çekme kalitesine bağlı olarak, 8GB'lik bir kartuşa DV25 kalitesinde 36 dk kayıt yapılabilir. Editcamın’da HD versiyonu vardır.Veri akışı 140 Mbps’dir ve HD de 100 GB’lık harddiske 90 dakika kayıt yapılabilir.
| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
Sony XDCAM HD
Sony tarafından ilk olarak IBC 2005 fuarında tanıtılmıştır. XDCAM ‘in HD versiyonudur ve aynı optik diske HD olarak kayıt yapar. İlk kasetsiz HD formatıdır.18,25 ve 35 Mbps olmak üzere üç değişik kalitede kayıt imkanı sunar.18 Mbps de 2 saat kayıt yapılabilir.25 Mbps de 90 dakika,35 Mbps de ise 60 dakika kayıt yapılabilir. 1080i,4:2:0 örnekleme, MPEG-2 Long GOP sıkıştırma kullanır. XDCAM HD kameralarla 4:3 çerçeve oranında DVCAM kalitesinde kayıt yapmak da mümkündür. Eğer bütçeniz uygunsa kısa film çekimleri için de rahatlıkla kullanabilirsiniz.

| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
Kameraları kullanırken dikkat edilmesi gereken ortak özellikler
Amatör ve yarı profesyonel kameraları kullanırken: -Kamera kasası için: Kamera gövdeniz kirlenmiş ise, gövdeyi su ile hafif nemlendirilmiş yumuşak bir bez ile temizleyiniz. Sonra da gövdeyi kurulamak için kuru ve yumuşak bir bez ile siliniz. Kamera gövdesini temizlemek için tiner, benzin türü uçucu maddeler kullanmayın. -LCD ekranına aşırı basınç uygulamayın. Ekranda bulanık noktalar belirebilir ve LCD ekranınıza zarar gelebilir. Kameranızla çekim yaparken LCD ekranının arkasının ısınması normaldir. Bunu fazla dert etmeyin. Kamerayı LCD ekranı açık iken değil de doğrudan vizörden bakarak çekmeyi alışkanlık haline getirirseniz hem pil hem de LCD ekranın ömrü için sizin yararınıza olur. Pilden tasarruf etmek için LCD ekranı kapatın.LCD ekranınıza sivri uçlu nesnelerle dokunmayın. -Hafıza kartı üzerine etiket yapıştırmayın.Kutusunda taşıyın.Terminallere dokunmayın. -Islatmayın.Direk güneş ışığı altında bırakmayın. Aynı şeyler kamera gövdesi ve kaset içinde geçerlidir. Yüksek nemli alanlarda bırakmayın. Hafıza kartlarınızı mıknatıslardan ve manyetik alanlardan uzak tutun. -Kameranızı soğuk bir yerden sıcak bir yere götürdüğünüzde (veya tersi) nem yoğunlaşması yaşanabilir. Bu gibi durumlarda fazla yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır.Kamerayı kapatıp, kameranızın yeni ortama uyum sağlamasını bekleyeceksiniz. Nem yoğunlaşmasından korunmak için, aşırı ısı farkı olan mekan değişiminde kameranızı çantasına koyun ve kapatın. Çanta içindeki hava sıcaklığı ortam sıcaklığı ile aynı olduğunda ki bu süre birkaç dakikadan bir saate kadar sürebilir ,kameranızı çıkartıp çekime başlayabilirsiniz. -DVD kameralarınızın içindeki lenslere dokunmayın. Tozdan korumak için kapağı açık bırakmayın. Lens de toz olduğu zaman küçük bir vantilatörle uzaktan temizleyin. -Kameranızı konektörle bağlarken (TV, PCvb) konektörleri zorlayarak kameraya takmayın ve doğru yönde takıldığından emin olun. Aksi halde kameraya kalıcı zararlar verebilirsiniz. -Kameraya kaset takarken zorlamayın. -Resim veya sesteki bozulmalardan korunmak için kaseti başa sarın ve kaseti muhafazasına koyarak dik bir şekilde saklayın. Ayrıca kaset üzerindeki kayıt koruma çentiklerini ”save” poçizyonuna getirin. -Oto fokus özelliği, yansımanın çok olduğu (araba camı,araba farı), çok hızlı hareket eden nesnelerde, çok yağışlı zamanlarda ve gece çekimlerinde istenen netliği yapamaz. Bu nedenle kameranızın manuel netlik özelliği varsa bunu kullanın.
KAMERAMANLIK HAKKINDA HERŞEY...
Işık Nedir?
Işık, bir noktadan her yöne yayılan elektromanyetik radyasyon olarak tanımlanabilir. Atomun çok küçük parçacıklarının dalgalanarak yayılması da diyebiliriz. Hem ışık hem de ısı, elektromanyetik olarak bilinen enerjinin farklı şekilleridir. Elektromanyetik ışınımının tüm farklı şekilleri uzayda enerji dalgaları şeklinde hareket ederler.Bu,suya atılan taşların oluşturduğu dalgalara benzetilebilir.Bu dalgaların nasıl farklı dalga boyları olabiliyorsa, elektromanyetik ışınımında farklı dalga boyları olur.Bu dalgalanmalar düz bir çizgi halinde değil, helezonik dalgalanmalar şeklinde olur. Helezonların yükseklikleri arasındaki mesafe, o ışık türünün dalga boyunu ve niteliğini belirler. Dalga boyu kısa olan ışıklar güçlü (örneğin gama ışınları), uzun olan ışıklar ise zayıf ışıklardır (örneğin radyo dalgaları). Bu nedenle gama ışınları öldürücü iken radyo dalgalarının bize hiçbir etkisi olmaz.Evrendeki bütün ışık türlerinin hızı aynıdır. Işık dalgaları iletici bir nesneye (iletken) gereksinim duymadan boşlukta ilerleyebilirler. Bu da saniyede yaklaşık 300.000 Km. dir. Işığın hızı hep aynıdır ama frekans denilen dalgalanma sayısı değişir.
Işığın tamamının gözümüz tarafından algılanması mümkün değildir. Işığın, gözümüzün gördüğü kısmına “görülebilir ışık tayfı (Visible light)” denir. Bu bölge yaklaşık 400 nm-700 nm dalga boyu ile sınırlıdır.1 nanometre, metrenin milyarda birine eşittir ve ışığın dalga boyunu ölçmede kullanılan bir uzunluk birimidir. Görülebilir ışık tayfı elektromanyetik spektrum içerisinde çok dar bir alanı kapsar. Bazı hayvanlar ise insan gözünün görebildiği ışık tayfından daha geniş bir tayfı görebilir. Mesela baykuş kırmızı ışığın ötesindeki kızıl ötesi ışığı, bir arı morötesi ışığı da görebilir. Kedi ve köpekler ise siyah-beyaz dışında başka renk göremezler. İnsan gözü üç ana renge karşı daha çok duyarlıdır. Bunlar yeşil, mavi ve kırmızıdır. Bu renklerin içinden de en çok yeşil renge karşı duyarlıdır ki;beyaz ışığında %59’u yeşil renkten oluşmaktadır. Televizyonculukta bu üç temel renk RGB (Red-Green-Blue) olarak tanımlanır. Gördüğümüz görüntü aslında çok kısıtlıdır. Öyle ki göze giren ışığın ancak %10’u alıcı hücrelere ulaşır. Çoğu yansıtılır veya gözün diğer kısımlarında emilir. Bulunduğumuz ortamda gözlerimizin görmediği, dolayısıyla hiç farkında olmadığımız milyonlarca ışınla iç içeyizdir.
Halbuki göz bütün ışık çeşitlerini algılayacak olsa dış dünya son derece karmaşık ve anlaşılmaz olurdu. Dünyaya inen bütün kozmik ışınlardan göz gözü görmeyecek, dahası insanlar ve cisimler farklı sıcaklıklara göre değişik zamanlarda farklı renklerde görüneceklerdi.Etrafımızı X ışınları gibi görmüş olsaydık tüm çevremizdeki görüntüler iskelet şeklinde olurdu. Böyle bir görüntünün de insana hiç zevk vermeyeceğini herkes tahmin edebilir. Peki görülebilir alanın dışında kalan ışınlar ne işe yarıyor? Örneğin; kızılötesi ışınlar ısı enerjisi taşırlar ve dolayısıyla Dünya’nın ısınmasını sağlarlar. Yani onlar da ,yaşam için en az görülebilir ışık kadar zorunludur ve Güneş, tam da bizim için gerekli olan bu ışınları yaymak için yaratılmıştır.

Işığın Özellikleri
Işığın başlıca üç fiziksel özelliği vardır:
1-Işık düz çizgiler halinde hareket eder.
2-Işık bir cisme çarptığında, çarptığı cismin özelliğine oranla bir yansıma (reflection) yapar. Saydam olmayan cisimlerin yüzeyine çarpan ışınların büyük bir kısmı aynı açıda geri dönerler. Bu olaya yansıma denir.
3-Işık bir ortama girdiğinde kırılmaya uğrar. Bir saydam ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışık demetinin bir kısmı bu iki ortamı ayıran yüzey üzerinde yansırken, ışık demeti doğrultusunu değiştirerek diğer ortama geçer. Buna ışığın kırılması denir. Her saydam nesne bir kırılma indisine sahiptir. Her saydam cisim içinden geçen ışık ışınları bütün saydam cisimlerde aynı oranda kırılmaya uğramazlar.
Renk Nedir?
Bir ışık kaynağından yayılan ışınların nesnelere çarptıktan sonra yansımaları sonucu gözümüzün algıladığı duyum renktir. Dış dünyada renk diye birşey yoktur. İnsanın renk olarak algıladığı, farklı dalga boylarındaki fotonların beyindeki yorumlarıdır. Kırmızı bir çiçek ile mavi bir araba arasındaki renk farkı, yalnızca bu cisimlerden göze gelen ışınların dalga boyları arasındaki farktır.
Farklı dalga boylarındaki ışıklar göz sinirlerinde farklı şiddetlerde uyarılar yaparlar. Bu uyarılar beyine geldiklerinde farklı renkler olarak tanımlanır. İnsan yaşamı boyunca milyonlarca görüntüyle karşılaşır.
Çiçeklerdeki muhteşem sanat ve daha nice estetik görüntü renkler sayesinde vardır.Eğer yeryüzünde yeşil diye bir renk olmasaydı, hiç kimse yeşilin nasıl birşey olduğunu kafasında canlandıramazdı. Tıpkı şu anki renk çeşitlerinin dışında bir rengin hayal edilemediği gibi.
Rengin Özellikleri
Belli bir rengi tanımlayabilmek için rengin üç farklı özelliğinden bahsetmek ve bunları tanımlamak gerekir. Obtica Society of America (OSA)’nın standartlarına göre bu özellikler: Tür, oygunluk ve Parlaklıktır.Tür: Halk arasında renk denilen olgunun bilimsel karşılığıdır. Kırmızı, sarı, yeşil ve mavi çok bilinen tür örnekleridir. Bunlara birincil renklerde denilebilir. Portakal,mavi-yeşil ve menekşe ikincil türlerdir. Tür ,bir rengin en çok göze çarpan özelliğidir. Bir rengin ışığının dalga boyları cinsinden tanımlanmasına olanak sağlar. Uygun şartlar altında insan gözü 200 farklı türü algılayabilir.
Doygunluk: Bir rengin saflığının ölçüsüdür. Herhangi bir rengin içinde bulunan türün miktarını anlatır.Rengin doygunluğu arttıkça görünüş daha güçlü ve canlı hale gelir. Doygunluk azaldıkça, renk nötr gri ile karışarak griye doğru gider.
Parlaklık: Bir rengin açıklığının veya koyuluğunun ölçüsüdür.Bu anlamıyla parlaklık, siyah beyaz fotoğraftaki gri skalaya benzetilebilir.Parlak renkler gri skalanın üzerinde yani beyaz tarafa doğru, koyu renkler skalanın alt tarafında siyaha doğru yol alırlar.
Objektiflerin Yapısı
Objektif,kameranın ön kısmında bulunan mercekler topluluğudur.Bu mercekler vasıtası ile ışığın yönü değişir ve görüntü CCD üzerine düşürülür.Mercekler görüntüden yansıyan ışığı kırarak bir odakta toplar.Böylece gerçek yaşamdaki üç boyutlu nesnenin iki boyutlu benzeri CCD üzerinde oluşur. Objektifler yapı itibariyle ikiye ayrılırlar:
1-Sabit Odak Uzunluklu Objektifler:Odak uzunluğu değişmeyen objektiflerdir.Genelde sinema sektöründe tercih edilir.Video kameralarda pek kullanılmaz.Kendi aralarında da üçe ayrılırlar.
a-Geniş Açılı Objektifler(The Wide-Angle Lenses)
b:Normal Objektifler (The Normal Lenses):
c:Dar Açılı Objektifler (The Narrow-Angle Lenses):
2-Odak Uzunluğu Değiştirilebilen Objektifler:Netliği kaybetmeksizin değişken odak uzaklığı sağlarlar. Zoom objektifler adıyla bilinirler.Sabit odak uzunuluğu olan objektiflerde ise bu mümkün değildir.Sabit odak uzunluğu olan objektiflerde görüntünün boyutunu değiştirmek için merceğin yada nesnenin konumunu değiştirmek gerekir.Sinema sektöründe de zoom objektifler kullanılır.Video kameralarda ise genelde zoom tipi objektifler kullanılır.
| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
Objektiflerin Kodlanması
Objektifler belli kriterlere göre kodlanırlar. Aşağıda Fujinon objektifin kodlama yapısı görülmektedir.

Objektiflerin Fonksiyonları
Aşağıdaki resimde, Fujinon objektif üzerinde bulunan butonların fonksiyonları hakkında geniş bilgi bulabilirsiniz. Canon objektifler içinde fonksiyonlar hemen hemen aynıdır.
Diyafram
CCD üzerine düşen ışık miktarı diyafram (bir diğer adı da iris) aracılığı ile denetlenir.”f-stop” olarak belirtilen diyafram değerleri bütün dünyada aynıdır.Diyafram üzerinde yazan rakamlar belli bir formüle göre hesaplanmıştır.Bu formül ise;diyafram değeri=objektifin odak uzunluğu/objektif açıklığını çapı’dır.Bunlar 1.8-2-2.8-4-5.6-8-11-16- gibi değerlerle ifade edilirler.Büyüyen f-sayıları diyafram çapının küçüldüğünü gösterirken,küçülen f-sayıları diyafram çapının büyüdüğünü gösterir.Her diyafram değeri bir öncekinin yarısı kadar ışık geçirir. Örneğin 8 , 11 diyaframın iki katı kadar açıklığa sahip olduğu için için iki katı; 5.6 diyaframın 1 / 2 oranında kısık olduğundan yarısı kadar ışık geçmesini sağlar.Kullanılan diyafram değerleri öylesine konmuş sayılar değillerdir.Bunlar,dairenin çapının iki kat artmasından dolayı karekök 2 nin alınması sonucu 1.41 rakamı ortaya çıkar.Bu ilişkinin sonucunda birbiri ile ilgisi olmayan sayılarmış gibi görünen bir dizi sayı çıkar ortaya.Sayılar küsurları atılarak yuvarlanmıştır.
Bir sonraki diyafram değeri bir önceki diyafram değerinin 1.41 ile çarpımıdır.
Örneğin;1.8*1.41=2
2*.1.41=2.8
4*1.41=5.6 gibi..
Diyaframın tek işlevi filme ulaşan ışığın yoğunluğunu denetlemek değildir. Ayrıca “Net Alan Derinliği” kontrolünü de sağlar. Aşağıda, diyafram açıklıklarını ve değerleriyle ilgili şekil gösterilmiştir.
| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
Rengin Elde Edilmesi
İlk renkli tv kamerası 1951 yılında üretildi. Bu kamera o kadar kördü ki çekim için binlerce watt ışık gerekli idi.O günden bu güne kadar teknoloji ile bağlantılı olarak kameralarda büyük ilerlemeler gösterdi.
Kamerada renkleri tek tek oluşturmak ve göndermek çok külfetli olacağından,tüm renkleri belli oranlarda karıştırılmalarıyla oluşturabilecek üç ana renk seçilmiştir (RGB). İlk bölümde genişce anlatıldığı gibi buna Toplamalı Renk Karışımı adı verilir. Bu aşamada neden her üç rengin de eşit oranlarda karıştırılmadığı sorusu akla gelebilir.Bunun cevabı, insan gözünün bu üç ana rengi olan tepkisinin farklı olmasıdır.İnsan gözü yeşile karşı kırmızıya olduğundan, kırmızıya da maviye olduğundan daha hassastır.“Geçen yüzyılda Newton, Huggens, Maxwell bu konuda araştırma ve deneyler yapmış ve bir çok renklerin en az üç temel rengi karıştırarak elde edilebileceğini göstermiştir.Bu renklerin spektrumda birbirinden olduğu kadar uzak olması ve iki tanesinin karıştırılmasıyla üçüncü rengin elde edilmemesi gerekir.Bu şartları yerine getiren üç temel renk Kırmızı, Yeşil ve Mavi olarak seçilmiştir.
Kamera CCD’lerini renklere karşı hassas bir hale getirmek için, her bir CCD’nin önüne bir ana rengi geçirip diger iki ana rengi geçirmeyen prizmalar konmakta, böylece CCD sadece tek bir ana renge duyarlı hale gelmektedir.Dolayısıyla her bir kamera çıkışındaki elektriksel sinyalin şiddeti ,sahnede ki ilgili rengin ışık miktarı ile orantı olmaktadır. Böylece üç ayrı CCD ve önlerindeki prizmalar,bir renkli video kameranın esasını oluşturmaktadır. Prizmalar sayesinde üç ana rengin ayrımında %96’lık bir doğallığı ulaşılabilmiştir.
Geriye kalan %4’lük bir kısım ise kamera içerisinde elektronik devreler sayesinde sağlanır. Prizmalı renk ayrımında,Mavi(B) ve Kırmızı (R) iki defa yansır.Yeşil (G) ise bir defa yansır. Yeşil bir defa yansıdığı için yeşildeki netlik diğer renklerden daha fazladır. Aşağıdaki resimde CCD ve prizma bloğunun yapısını görebilirsiniz.
| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
CCD'lerin Yapısı
Görmek için göz kapaklarımızı kaldırmamız yetiyor. Peki, kameralar bu görme işini nasıl yapıyor. Kamera da görme işi CCD gözler sayesinde olur. Bell Laboratuvarları’ndan Willard Boyle ve George Smith’in Ekim 1969 yılında icat ettikleri CCD’ler yarı iletken elemanlardır. İlk defa güvenlik amaçlı kameralarda siyah-beyaz olarak kullanılmaya başlanmıştır ama ilk yayın kalitesindeki CCD’ler 1985 lerde piyasaya çıkmıştır. CCD’ler MOS(Metal Oxide Semiconductors) yapılıdırlar. Teorik olarak ömürleri sonsuzdur. Tüpler gibi güneşe tutulduklarında delinme riskleri yoktur. Darbe ve sarsıntılardan kolay kolay etkilenmezler. Kamera tüplerinin yüksek voltaj istemeleri, fiziksel boyutlarının büyüklüğü ve kullanım ömürlerinin kısalığı gibi sorunlar nedeniyle doğadaki arıların gözü örnek alınarak CCDler üretilmiştir. Bu gözler yüzlerce küçük parçacıktan oluşur. Petek gözde oluşan hayal, birbiri yanı sıra duran noktaların algılanması şeklindedir ve her nokta, bir ommatid (göz) tarafından mozaik gibi algılanır. Ommatid sayısı arttıkça görüş keskinliği de artar. Ommatid sayısı karasinekte 4.000; mayıs böceklerinde 5.100 ve bazı su bakirelerinde de 10.000-28.000 kadardır. Basitçe anlatımla her CCD pikseli üstüne düşen ışık oranında şarj olarak bir elektriksel işaret oluşturur. Bu piksellerin işaretleri çıkışta birleştirilir ve resmin tamamı oluşturulur.Profesyonel kameralarda her ana renk için (Yeşil, Kırmızı, Mavi) ayrı bir CCD bloğu kullanılır.Amatör kameralarda ise tek bir CCD vardır. CCDlerde yapı olarak firmalar arasında bir fark yoktur. CCD üreticileri arasındaki en büyük fark ışık yoluyla CCDlerde üretilen gerilimin video işareti olarak çıkışa verilmesi farkıdır.Bunlar: 1-Frame Transfer (FT) CCD 2-Interline Transfer (IT) CCD 3-Frame Interline Transfer (FIT) CCD Bir CCDde duyarlılık şu faktörlere bağlıdır:
-Bir gözün(piksel) fiziksel boyutlarına. Işığı alan piksel boyutu büyüdükçe giren ışık miktarı ve buna bağlı olarak da üretilen gerilim artmaktadır.
-Işığın poz süresine (shutter speed)
-CCD gözünden yansıyan ışık miktarına
-Polisilikon ve silikondioksit tabaka tarafından yutulan ışık miktarına
-Geçiş(transfer) anında kaybedilen gerilim miktarına -Işığın dalga boyuna

Filtreler
CCD’lerin önünde filtreler vardır. Bu filtrelerin ışık filtreleri veya objektif önüne takılan filtrelerle karıştırılmaması gerekir. Bu filtreler renk ısısına göre ayarlanır.Örneğin; stüdyo içindeki ve kapalı ortamlarda ki renk ısısı 3200 °K’dir. Ortamlarda ancak doğru filtreler kullanıldığında doğru renkler elde edilebilir. Filtresi 3200 °K göre ayarlanmış bir kamera ,çekilen ortamın renk ısısı değiştiğinde filtresi yeni ortama göre ayarlanmazsa gerçek renkler elde edilemez.Örneğin;1 nolu filtre (3200 °K) kullanılması gereken yerde 3 nolu filtre (5600 °K) kullanılırsa renkler sarıya kaçar, tersi durumda ise maviye kaçar
Işık kaynaklarına göre renk ısıları
Ortalama gün ışığı 6500 °K Ark ve flaş 6000 °K
Güneş ışığı ve gökyüzü 5500 °K
Floresant lamba 3000-6500 °K
Tungsten stüdyo lambası 3200 °K
Kandil alevi 1800 °K
Güneş batımındaki ışık 2000 °K
Profesyonel kameralar üzerinden bulunan filtre numarası ve anlamları
Filtre No | Renk Isısı | Kullanım Ortamı |
1 | 3200 °K | Gün doğuşu,gün batımı ve stüdyo,iç mekanlar |
2 | 5600 °K+1/4 ND | Dış mekanlar,parlak gökyüzü ve açık hava |
3 | 5600 °K | Bulutlu ya da yağmurlu hava,floresant ortamlar |
4 | 5600 °K+1/16 ND | Dış mekanlar,çok parlak ortamlar,kar,deniz kenarı,çöl vb.. |
Filtreler
ND(Neutral Density-Nötr Yoğunluk) : Bu filtreler kullanıldığında tonlarda bir kayma yapmadan ışık şiddetini azaltırlar. Özellikle,ışık yoğunluğu daha fazla olduğu için yaz aylarında kullanımı daha fazla olur. Ayrıca, kısıtlı bir alan derinliği istenilen durumlarda da kullanılabilir. Genelde bütün profesyonel kameralarda filtre sayısı ve filtrelerin sıralanış şekli aynıdır.4 nolu filtrenin, 2 nolu filtreye göre ışık geçirgenliği daha azdır.

Siyah ve Beyaz Ayarları
Göz bir ortamdan başka bir ortama geçtiğinde, ortamdaki renkleri doğru görecek biçimde göz kendisini ayarlayabilir. Ama kameralar için bu mümkün değildir. Bu yüzden kameralarda renklerin doğru kaydedilmesi gereksinimi vardır. Çekim ortamındaki ışığın şiddetine ve renk ısısına göre doğru renklerin alınması ve bu ayarların kısa sürede yapılması gerekmektedir.Bu işlemler için siyahı tam olarak siyah,tüm renkleri içerdiği için beyazında tam beyaz olması yeterlidir. Auto white ve auto black ayarı, ekranın orta bölgesinden alınan video sinyallerinin değerleri karşılaştırılarak yapılır.
Beyaz Ayarı (Auto White): Auto White konumunda ekranın orta noktasındaki beyazlığın en yüksek seviyesi alınır.R (kırmızı) ve B (mavi) renk sinyallerinin seviyesi G (yeşil) ile karşılaştırılır ve beyaz renkte hepsinin eşit düzeyde olması için seviyeleri ayarlanır.Beyaz ayarı birkaç saniye sürer ve ayarlanan değerler otomatik olarak hafızaya (A yada B ) kaydedilir. Beyaz ayarı yapılırken uygun ortama göre uygun filtre seçilir ve beyaz nesneye zoom in yapılır.Uygun swiç konumları (white bal:a ya da b;gain 0 dB'ye alınır) seçilir.Diyafram konumunu otomatiğe getirin daha sonra Auto WB swiçini WHT konumuna getirip bırakırsanız vizörde yapılan işlem belirir ve kamera beyaz ayarını gerçekleştirir.
Siyah Ayarı (Auto Black):Bu ayar sadece profesyonel kameralarda bulunur.Değişik oranlardaki ışık girişlerine karşı elde edilen video sinyallerinde (düşük veya yüksek) siyah seviyesinin sabit tutulması gerekir.Örneğin; siyah ceket giyen bir kişinin ceketi her durumda siyah görünmelidir.Laciverte kaçmamalıdır. Siyah ayarında beyaz ayarı yapılmasında olduğu siyah veya beyaz bir nesneye ihtiyaç yoktur. Beyaz ayarındaki gibi uygun swiç konumları seçildikten sonra Auto WB swiçi BLK konumunu getirilirse kamera otomatik olarar diyaframı kapatarak siyah ayarını yapar. Siyah ayarı beyaz ayarı kadar sık yapılmaz.

Shutter Hızı
CCD elemanlı kameraların tüplü kameralara oranla en büyük avantajı, optik elemanların ışığa duyarlı olma sürelerinin ayarlanmasıdır. Shutter hızı sayesinde çok yüksek hızla hareket eden cisimlerin net bir şekilde görüntülenmesi mümkündür.Kayıt işlemi çoğunlukla saniyede 50 (PAL) ya da 60 (NTSC) field olan normal kamera çekim hızlarında yapılır.Ne yazık ki bu değerler, hızlı hareket eden nesnelerin görüntülerinde bozulmalara yol açar (motion blur).
CCD’lerin üzerine düşen ışıktan etkilenme süresi, elektronik olarak üretilen bir puls süresi ile kontrol edilir.Bu pulsin süresi normalde saniyede 50 kare görüntünün aktığı PAL sisteminde düşey karartma boşluğundan arta kalan süre olan 18 milisaniyedir.Bu süre içinde ışıktan etkilenen CCD gözler puls bitiminde bu bilgileri kısa bir süre üzerlerinde tutarlar.Düşey karartma boşluğunda (2 msn) gözlerdeki bilgiler hafıza elemanına aktarılır.PAL sistemi için 18 msn süren pozlama işlemini elektronik pulslerin periyodunu değiştirerek çok kısa sürelere indirebilmek mümkündür.
Çok kısa sürede yapılan pozlamada CCD gözlerinin ışığa dolma süreleri yeterli olmadığından ışığa göre elde edilen gerilim düşer. Bunun sonucu olarak da, standart 1v video sinyalinin elde edilebilmesi için diyafram otomatikte ise kameranın kendisi, manualde ise kameramanın diyaframı açması gerekir.Bu nedenle ışık durumlarının çok iyi olduğu ortamlarda (özellikle gündüzleri) shutter hızının kullanılması daha doğru olur. Diğer bir durumda, floresant veya civalı lambaların bulunduğu ortamlarda lambalar bize sürekli yanıyormuş gibi görünseler de gerçekte besleyen gücün frekansına bağlı olarak yanıp sönerler. Bu gibi ortamlarda shutter hızının kullanılması bu frekans değişimlerini daha da belirgin hale getirebilir. Eğer aydınlatmada kullanılan frekans 50 Hz ise normal konum (1/60) kullanılarak bu durum giderilebilir.
Shutter hızının arttırılması ile kamera için gereken ışık miktarı artacağından, bunun içinde diyaframın açılması gerekir. Diyaframın açılması da alan derinliğini arttırır.

Betacam SP
İlk kaset formatı olan ¾ inç U-Matic 1972’de piyasaya sunulmuştur. Kayıt cihazı kameradan ayrı idi ve bunu taşımak içinde ayrı bir elemana gereksinim vardı. O günden bugüne kadar kaset formatları hep bir ilerleme içerisinde olmuştur. Sony, 1982’de yeni bir format olan ½ inç Betacam’ı üretti. Bu kamera ile recorderin bir arada olduğu tamamen yeni bir üründü ve buna “camcorder” adı verildi.Betacam’ın sağladığı bu başarı üzerine Sony bunu geliştirerek 1987 yılında Betacam SP (Superior Performance) ‘yi piyasaya sundu.Betacam SP günümüze kadar bir takım teknik ilavelerle kullanılagelen dünya üzerindeki en yaygın formatlardan birisidir.
Betacam formatında, kasetler Betamax ölçüsünde olmakla beraber kaset içerisinde manyetik band daha kaliteli olarak imal edilmiştir. Betacam Sp ½ inçlik kaset ve komponent kayıt sistemi kullanır. Yani kayıt için iki değişik kayıt kafası kullanılmıştır. Kafalardan birisi görüntünün sadece renk bilgisini(chrominance), diğer kafa ise sadece parlaklık (luminance) bilgisini kaydeder. 2 parlaklık(Y), 2 renk kafası (C ) olmak üzere 4 kayıt kafası kullanılır. Kayıt edilen izler sırasıyla Y,C,Y,C olarak kaydedilir. Band üzerinde video izlerinin yanında iki ses izi, birde sabit kafa ile kaydedilen time-code izi bulunur. Kafa bir turda 4 video izi atar ve bu 4 iz tam bir görüntü karesi frame eder. Ayrı ayrı kaydedilen bu sinyaller çıkışta tekrar birleştirilir (CCVS-Color Component Video Signal).Betacam SP formatı dünyada o kadar yaygınlaşmıştır ki, diğer formatlar kendi kalitelerini anlatabilmek için Betacam SP’yi referans almışlardır. Kafa silindirinin çapı 7.4cm dir. Saniyede 25 tur atar.2 adet silici kafa (eraser) parlaklık ve renk bilgisi kayıt kafalarından hemen önce yer alır. Ses izi kaydı sabit kafa ile yapılır. Betacam SP’de kaydedilen görüntülerin bir monitörde direkt olarak izlenebilmesi veya bir yayın sırasında kamera üzerinden çıkışa verilebilmesi için playback adaptörü gereklidir. Piyasada üç tür Betacam SP camcorder kodlaması vardır:
B serisi broadcast yayın kalitesi
P serisi profesyonel kalite
U serisi ekonomik seri
Sony dışında Ampex ve Philips (BTS) tarafından üretilmişlerdir.

Betacam SX Kayıt Formatı
Digitalin yayıncılık alanında kullanımlarından biriside 1996’da gene Sony tarafından piyasaya sürülen Betacam SX formatıdır.1999 yılındaki o büyük depremde Yalova’da görevde iken ilk kez bir Fransız ekibinde gördüğümde, onu kullanan kameramanın yerinde olmak istemiştim. Betacam SX formatı, ENG ve EFP kullanımlarında her konumda üstün resim kalitesi, daha hızlı kurgu ve daha çok verimlilik ve bütün bunları daha ucuza maletmek üzere tasarlanmış ve bütün dünyada genel kabul görmüş bir formattır.
SX, ½ inç Betacam SX için geliştirilen özel hi-packing teknolojisi ile ultra ince metal partiküllü kaset kullanır. BCT-SX’lerde kullanılan metal parçacıklar, saf metal çekirdeğinin oksitlenmesini etkili bir şekilde önleyen, alümin-silis kaplama içermektedirler. Bu özellik, Betacam SP’de olduğu gibi, değerli kayıt arşivlerine zarar gelmemesi için önemlidir. Gelişmiş sinyal sıkıştırma tekniği sayesinde kaset kayıt sürelerinde önemli avantajlar sağlanmıştır. S (small-küçük) kasete 62 dakikaya kadar, VTR’lerde kullanılan L (large-büyük) tipi kaset ilede 194 dakikaya kadar kayıt imkanı vardır. Betacam SX kasetlerin sarı renkte olması çabuk tanınmasını ve Digital Betacam kasetlerle karışmamasını sağlar. Sistemde aynı zamanda mevcut SX kafaların yanına SP kayıt kafası konulmuştur, böylece BCT-MA ve UWT serisi SP kasetleri de kayıt ve okuma için kullanabilir. Bu da bize geniş bir kaset kullanım kolaylığı sağlar.
Kaset kompartımana dik olarak yerleştirilir. Bunun yanında SX’lerin kafaları SP’lerinkinden iki kat daha uzun ömürlüdür. Tavsiye edilen kafa değişim süresi yine SP’lerin iki katıdır. Diğer önemli avantaj ise SX kafasının SP kafasından daha ucuz olmasıdır. Betacam SX formatının analog Betacam ve Betacam SP formatları ile uyumlu olması öncelikle ½ inç band kullanılması ve cihazlarının mekanik düzenlerinin aynı olmasındandır. Band kafa diski üzerine aynı eğim ile sarıldığından dolayı ve sabit kafaların band üzerindeki yerleşimleri aynı olduğundan, kafa diski üzerine konulan 4 adet ek okuyucu kafa ile analog SP kasetlerin kullanılabilmesi mümkün olabilmektedir. Betacam SX’de kafa diskinin çapı Betacam SP’den %9 oranında daha büyüktür. Kafa diskinin dönüş hızı saniyede 75 turdur.
Betacam SX, MPEG-2 4:2:2’de (ITU-601 standartı) sıkıştırılır. Yapılan sıkıştırma sonucu 18 Mbps’lik veri hızı elde edilir.Bu veriler giriş sinyaline göre 10:1 oranında sıkıştırılmıştır.Sıkıştırılan ayrımlı (component) video sinyalinin çıkışta digitale dönüştürülmesinde örnekleme alma frekansları (Y:13.5 MHz,U:6.75 MHz,V:6.75 MHz) katsayısı biçiminde Y için 4, U için 2, V için 2 biçiminde tasarlanıp sayısal dönüşümü tamamlamak için 4:2:2 kodlaması yapılmıştır.

Digital Betacam Kayıt Formatı
Betacam sisteminin tutulmasından sonra Sony 1993 yılında, Betacam’ın digital versiyonunu çıkarmıştır. Betacam SP formatının varisidir.1/2 inç kaset formatı kullanır. Boyutları SP kasetler ile aynıdır. Betacam SP kasetleri okuyabilir ama kayıt yapamaz Bu formatta 4:2:2 örneklem hızı ve 10’ar bitlik quantising seviyesi kullanılır.2.34’e 1 sıkıştırma oranı vardır. DCT (Discrete Cosine Transform) sıkıştırma tabanlıdır. Kafalardan banda aktarılan veri hızı 128 Mbps’dir.
Digital Betacam analog Betacam kasetlerini okuyabilir. Kaset dikine yerleştirilir. Ses izi görüntü izinin arasına kaydedilir. Band hızı saniyede 96,7 mmdir. 40 dakikalık kayıt uzunluğu vardır.½ inçlik band kullanır. 1 tam kare görüntünün kaydı 12 izden meydana gelir. İz kalınlığı 26 µm’dir. Video izleri +,- 20º lik açı yaparlar. Her izin içerisinde pilot referans sinyali bulunur. Bu izler kurgu esnasında zamanlama ve referans için kullanılır.
Piyasada şu anda üç model Digital Betacam vardır. Bunlar DVW-790WSP,DVW-707P,DVW-709WSP ‘dir. Hepsi 2/3 inç CCD’dir. WS ibareli olanlar 16:9-4:3 seçilebilir ekran oranına sahiptir. Digital Betacam’lar gerek Betacam altyapısı, gerek kaliteleri ile dünyada geniş bir kullanım alanına sahiptir. Türkiye’de ise prodüksiyon merkezlerinde dizi çekimlerinde kullanılmaktadır. Haber amaçlı kullanımı nadirdir.
| <_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />window.google_render_ad();<_script /><_script /> window.google_render_ad(); <_script /> |
DVCAM Kayıt Formatı
1996 yılında Sony tarafından geliştirilmiştir. DVCAM kameralar DSR kodlaması ile gösterilirler. DVCAM formatı, DV ile aynı sıkıştırma oranı (5:1) ve 4:2:0 örneklemeli 8 bit digital component kayıt kullanır. DVCAM, kurgu uygulamaları için ideal olan kare-içi (intra-frame) sıkıştırmaya dayanır. DCT (Discrete Cosine Transform) teknikleri ile her kare 12 izden meydana gelir. Her iz ses, ITI (Insert and Track Information) ve alt kod bölgelerine sahiptir. Hassas iz takibi için kullanılan ITI, time-code ve alt kod bölgesi ile beraber yüksek hassasiyette kurgu yapılabilmesini sağlar.
DVCAM formatı DV formatının profesyonelce geliştirilmiş halidir ve DV ile playback uyumluluğu vardır. DVCAM cihazları herhangi bir ek adaptöre gerek duymadan direkt olarak DV kasetleri (yalnızca SP modunda) okuyabilirler. Amatör DV formatının 10 µm’lik iz aralık genişliği ile karşılaştırııldığında DVCAM’in 15 µm genişliği daha profesyonel kurgu imkanı sağlar.
DVCAM ¼ inçlik kaset kullanır. Bu kasette yüksek yoğunlukta digital kayıttan maksimum performansı alabilmek için buharlaştırılmış metal teknolojisi kullanılır. Buharlaştırılmış saf kobalt ile kaplanmış bandların kullanımı hem yüksek çıkış hem de iyi bir taşıyıcı-gürültü oranı ile resim kalitesi arttırılmaya çalışılmıştır. DLC (Diamond Like Carbon) koruma tabakası, band yüzeyinin kurgu esnasında yıpranmamasını sağlar. DVCAM kasetler, IC kaset bellekli ya da belleksiz olarak üretilirler.16 kbit’lik bu belleğe kurgu işlemini kolaylaştıran Clip Link verileri kaydedilir. İki boy DVCAM kaset vardır. Standart kasetlere 184,mini kasetlere ise 40 dakikaya kadar kayıt mümkündür. Her iki boy kasette kamerada kullanılabilir.
DVCAM kameraların çıkışına İ-Link ile hard disk kaydedici ünitesi de bağlanarak (DSR-DU1, 40 GB) 3 saate kadar digital kayıt yapmak da mümkündür.

DVCPRO Kayıt Formatı
Panasonic tarafından yeni bir format olarak geliştirilip piyasaya sürülmüştür. DVCPRO, SMPTE tarafından D-7 formatı olarak tescil edilmiştir. Sistem ayrıca miniDV (6.35 mm component digital video) kasetleri okuma ve playback adaptörü olmadan başka bir sisteme bağlanabilme özelliğine sahiptir.(örneğin bir canlı yayın sırasında VTR olmadan, kayıtlı görüntüleri direkt olarak kamera üzerinden merkeze geçebilme imkanı sağlar.
DVCPRO’larda ¼ inçlik (6.35 mm) metal partiküllü kaset kullanır. Tape hızı 33.813 mm/sn’dir. Bir izin genişliği 18 µm’dir ve bir kare video sinyali 12 izden (PAL) meydana gelir.Sıkıştırma oranı ise 5:1 dir.Veri oranı ise 25 Mbps’dir. Camcorderlarda 63 dakikaya kadar band kayıt imkanı vardır. Ses örnekleme ise PCM (Pulse Code Modulation) 48 Khz’dir ve iki ses kanalına sahiptir.
Bugün bir çok kamera üreticisi firma DVCPRO alanında faaliyet göstermektedir. Piyasada şu an için Panasonic, Hitachi, Philips ve Ikegami’nin değişik camcorder modelleri bulunmaktadır. Normal DVCPRO’larda 25 Mbps olan veri aktarım oranı 1997’de geliştirilen DVCPRO50’lerde 50 Mbps’e çıkarılmıştır ve 4:2:2 örnekleme frekansı kullanır. Sıkıştırma oranı ise 1/3.3’dür.Bazı kamera modellerinde DVCPRO ve DVCPRO 50 arasında bir seçim yapılabilmektedir.DVCPRO50 modunda 33 dakikaya kadar kayıt yapılabilmektedir.Çünkü veri aktarım oranının artması banda kayıt süresinin azalması anlamına gelir.
Gene DVCPRO’nun gelişmiş bir versiyonu olan ve 2000 yılında geliştirilen DVCPRO HD 100 versiyonu vardır. Burada da veri aktarım hızı 100 Mbps’e çıkarılmıştır.DVCPRO50 ve DVCPRO HD için aynı video kasetler kullanılabilir.DVCPRO HD, D-5 olarak tescil edilmiştir.