Aralık 4, 2008

FOTO KURS

Uygun çekim modunu seçmek

UYGUN ÇEKİM MODUNU SEÇMEK

  • Günümüz dijital fotoğraf makinelerinde genellikle birden fazla çekim modu bulunur.

  • Tam otomatik modda, makine en uygun deklanşör hızı ve diyafram açıkllığını kendisi seçerek pozlamayı gerçekleştirir.

  • Fotoğrafçılıkta yaygın olarak kullanılan 2 çekim modu daha vardır: Deklanşör hızı öncelik modu ve diyafram açıklığı öncelik modu.

  • Bir makinede bulunabilecek tüm çekim modları şunlardır:
    • Tam otomatik mod. Bu modda tüm ayarları makine kendisi yapar. Bu mod hakkında ayrıntılı bilgiyi bu kursun ilgili bölümünde bulabilirsiniz.
    • Programlanmış mod. Bu modda sadece ne tür bir ortamda çekim yaptığınızı seçersiniz, seçeneğinize göre makine uygun deklanşör hızı ve diyafram açıklığını kendisi ayarlar.
    • Diyafram açıklığı öncelik modu.Bu modda makine size diyafram açıklığını ("F" değerini) seçme imkânı verir, bunun ardından makine uygun deklanşör hızını kendisi seçer. Derinlik (keskinlik, netlik) konusunun önemli olduğu durumda bu modu kullanınız. Resmin tüm noktalarının aynı netlikte olması için büyük bir "F" değeri seçmelisiniz. Makro çekimler için de aynı kural geçerlidir. Portre çekimi gibi ana objenin keskin arka planın yumuşak olduğu durumlar için düşük bir "F" değeri seçiniz. Bu konuda ayrıntılı bilgi için ilgili bölüme bakabilirsiniz.
    • Deklanşör hızı öncelik modu.Bu modda makine size deklanşör hızını seçme imkânı verir, bunun ardından makine uygun "F" değerini kendisi seçer. Hareketli nesnelerin resimlerini çekmek sözkonusu olduğunda bu modu seçiniz. Bu konuda ayrıntılı bilgi için ilgili bölüme bakabilirsiniz.
    • Manuel mod. Tümüyle elle ayar yapılan bu modda hem deklanşör hızını hem de diyafram açıklığını siz seçersiniz.
  • Bir sürat teknesi üzerinden çekilen bu resimde deklanşör hızı yüksek seçilmiştir.
    Bu resimde deklanşör hızı, ortadaki dansçıyı donduracak kadar hızlıyken diğerlerini hareket ediyormuş gibi (bulanık) gösterecek kadar yavaştır. Bu şekilde ortadaki dansçı resimde en önemli obje olmuştur ve aynı zamanda resimde bir hareket duygusu da yaratılmıştır.
    Bu resimde deklanşör kapağının uzun süre açık tutulmasıyla uzun süreli pozlama gerçekleştirilmiştir. Böylece bir otomobilin arka stop lambalarından yansıyan ışığın bu izini resmetmek mümkün olmuştur.

    Deklanşör ve diyaframı birlikte kullanmak

    DEKLANŞÖR VE DİYAFRAMI BİRLİKTE KULLANMAK

  • Hem deklanşör hızı hem de diyafram açıklığı, objektiften içeri girip sensör üzerine düşen ışığın miktarını etkiler. Işık miktarı da, resmin açık ya da koyu renkli olmasını belirler.

  • Deklanşör hızı, ne kadar süreyle sensör üzerine ışık düşeceğini kontrol ederken, diyafram açıklığı da o düşen ışığın parlaklığını kontrol eder.

  • Siz (veya makinenizin tam otomatik modu) şu farklı kombinasyonları seçebilirsiniz: Yüksek deklanşör hızı (ışık çok az bir süreyle sensöre düşer) ve geniş diyafram açıklığı (daha parlak ışık). Veya düşük deklanşör hızı (ışık daha uzun süreyle içeri girer) ve az diyafram açıklığı (daha loş ışık).

  • Sadece ışık miktarı açısından bakınca, hangi kombinasyonu seçtiğiniz önemli değildir. Fakat başka bir açıdan bakınca, arada fark vardır ve işte bu fark, size yaratıcı fırsatlar sunar.

  • Örneğin: 1/60 saniye deklanşör hızı ve F/8 diyafram açıklığı seçtiğimizi düşünelim. Bu ayarları 1/30 saniye ve F/5.6 olarak değiştirirseniz ışık mikatrı aynı kalır. Ancak derinlik ve bulanıklık ihtimali artar.

  • Yüksek deklanşör hızı, Düşük "F" değeri

    Bu jet uçaklarının, hareket halindeki bir teknenin güvertesinden resmini çekmek için, yüksek bir deklanşör hızı seçmelisiniz. Böylece uçakların hareketinden veya fotoğraf makinesinin hareketinden doğabilecek bulanıklığı yoketmek mümkün olur. Diyafram açıklığını düşük tutmalısınız ki, resmin derinliği (netliği) her noktada aynı olsun. Böylece hem öndeki hem de arkadaki tekneler aynı netlikte görünür.
  • Genelde kullanılan ayarlar: 1/60 (veya daha yüksek) deklanşör hızı ve F/5.6 (veya daha düşük) diyafram açıklığıdır.

  • Düşük deklanşör hızlarında (1/2 saniye veya 1 saniye gibi), makineyi sabit tutma ihtiyacı doğar. Makinenin en ufak hareketinden dolayı resim bulanık çıkar. Bu nedenle makineyi elinizle veya üçayak kullanarak desteklemek gerekir.

  • Hızlı hareket eden nesneleri resmetmek için yüksek deklanşör hızı seçmelisiniz.

  • Maksimum derinlik (her köşede aynı netlik) sağlamak için düşük diyafram açıklığı seçmelisiniz.

  • Diyafram ışık ve derinliği kontrol eder

    DİYAFRAM IŞIK VE DERİNLİĞİ KONTROL EDER

    Diyafram (ingilizcesi "aperture diaphragm"), objektif (lens) üzerindeki aralığın genişliğini kontrol eden elemandır. Sözkonusu genişliğin çok dar veya geniş olması sensöre düşen ışığın az ya da çok olmasını sağlar. Böylece resmin ışık yoğunluğunu ve derinliğini kontrol etme imkânı doğar.

    Diyafram, objektifin içinde bulunan, üstüste binmiş yaprakları andıran bir elemandır.
    Diyafram açıklığı, sensöre düşen ışığın az ya da çok olmasını belirlediği gibi,
    resmin derinliğini kontrol etmekte de kullanılır.
    DİYAFRAM ve IŞIK

    Aynen deklanşörün ışığı kontrol etmesi gibi, diyafram açıklığı da sensör üzerine düşen ışık miktarını kontrol etmek için kullanılabilir. Aralık açıldıkça içeri daha fazla ışık girerken, aralığın daraltılması ışık miktarını azaltır. Daha fazla aralık daha fazla ışık; daha fazla ışık ise daha parlak resim demektir.

    DİYAFRAM AÇIKLIĞI ( "F" ) DEĞERLERİ

    Diyafram açıklığı değerleri "F-stop" veya "F değeri" olarak adlandırılır. Geleneksel değerler şu şekildedir:

    F/1, F/1.4, F/2, F/2.8, F/4, F/5.6, F/8, F/11, F/16, F/22, F/32, F/45

    Herhangi bir makinede bu değerlerin tümü bulunmaz. Standart bir dijital fotoğraf makinesinin "F" değerleri F/2 ile F/16 arasındadır. Buradaki dikkat edilecek nokta "F" değeri büyüdükçe, diyafram açıklığı değeri azalır. Bu "F" değerlerini 1/x şeklinde düşünebilirsiniz. Örneğin, F/4 değeri F/16 değerinden daha büyüktür.

    DİYAFRAM ve DERİNLİK

    Deklanşörün resmin netliğini etkilemesi gibi, diyafram da netliği etkiler. Ancak farklı bir şekilde. Bu etkiyi örnek resimler üzerinde görelim.


    Yüksek diyafram açıklığı. F / 2

    "F" değeri azalırsa diyafram açıklığı artar.

    Diyafram açıklığının arttırılması, görüntünün belli bir noktasının keskin olmasını sağlarken arka plan bulanıklaşır. Böylece resmin vurgulanmak istenen noktası daha belirgin hale gelir. Örneğin portre resmi çekerken diyafram açıklığını arttırmalısınız.

    Düşük diyafram açıklığı. F / 16

    "F" değeri artarsa diyafram açıklığı azalır.

    Diyafram açıklığının azaltılması, resmin tüm noktalarının aynı derinlikte olmasını sağlar. Örneğin manzara resmi çekerken diyafram açıklığını azaltmalısınız.
    Diyafram açıklığının en fazla ne kadar olduğu makineye göre değişir. Bu maksimum değer makine objektifinin "en geniş aralığı" olarak bilinir. Örneğin F/2.6 değerine sahip bir objektif, F/4 değerine sahip makineden daha geniş bir aralığa sahiptir. Daha yüksek açıklık değerine sahip makineler, daha az ışık altındaki nesneleri veya çok hızlı hareket eden nesneleri çekmekte daha kullanışlıdır.

    Deklanşör ışık ve hareketi kontrol eder

    DEKLANŞÖR IŞIK VE HAREKETİ KONTROL EDER

    Deklanşör (ingilizcesi "shutter"), pozlama süresi boyunca ışığı makinenin içine alan ve diğer zamanlarda kapalı olan elemandır. Deklanşör açık konumda iken içeri giren ışık sensörün üzerine düşer. Deklanşörün ne kadar süreyle açık kaldığı, hem resmin nasıl görüneceğini hem de hareketli nesnelerin nasıl görüntüleneceğini belirler.

    DEKLANŞÖR HIZLARI

    Günümüz dijital fotoğraf makinelerinin tümünde bulunan otomatik çekim modunda, makine resmedilen sahneye göre deklanşör hızının ne olacağına kendisi karar verir. Bununla birlikte Kompakt ve SLR-benzeri modellerin çoğunda bununla ilgili manuel ayar yapma imkânı da vardır.

    Standart deklanşör hızları şu şekildedir:
    1/1000, 1/500, 1/250, 1/125, 1/60, 1/30, 1/15, 1/8, 1/4, 1/2, ve 1 saniye.

    1/x şeklinde olanlar saniyenin x'te biri süre demektir. Bazı makinelerde pozlama süresi 30 saniyeye kadar çıkmaktadır.

    DEKLANŞÖR ve IŞIK

    Deklanşörün resmin parlaklığı üzerindeki etkisini aşağıdaki örnekte inceleyelim.

    Bu resimde deklanşör sağdakinden daha uzun süre açık tutulmuş ve böylece içeri daha çok ışık girmesi sağlanmıştır. Bunun sonucunda resim daha parlak olmuştur.

    Bu resimde ise deklanşör daha kısa süreyle açık tutulmuş ve içeri giren ışık miktarı daha az olmuştur. Bunun sonucunda resim daha koyu çıkmıştır.
    DEKLANŞÖR ve HAREKET

    Deklanşörün hareketli resim çekmeye olan etkisini aşağıdaki resimlerde inceleyelim.



    Soldaki resimde deklanşör o denli hızlı açılıp kapanmıştır ki, pozlama çok kısa bir sürdüğü için, hareket halindeki bir obje pozlama süresi boyunca sanki hareketsizmiş gibi resmedilebilmiştir. Sağdaki resimde ise, pozlama süresi uzun tutulmuş ve böylece hareket eden obje, resimde "bulanık" görünecek derecede hareket edebilmiştir. Bu durum bazan istenmemekle birlikte, bazı durumlarda da özel efektler yaratmak için bilinçli olarak kullanılır.
    Pozlama anında deklanşör açık iken, resmi çekilen objenin biraz hareket etmesi, resimde istenmeyen bulanıklıklara neden olur.

    Sıkıştırma ve resim boyutu

    SIKIŞTIRMA VE RESİM BOYUTU

    Dijital fotoğraf makinesiyle çekilen bir resmin kalitesi, sahip olduğu piksel sayısı ve sıkıştırma oranıyla da ilgilidir.

    Sıkıştırma, çekilen resmin bellek kartında daha az yer kaplaması ve kolayca işlenebilir olması için çekim işleminden hemen sonra makine içinde gerçekleştirilen bir süreçtir.

    Tüm dijital fotoğraf makineleri, sıkıştırma formatı olarak JPEG (cey-peg olarak okunur) kullanır. Resimler bu formatta sıkıştırılarak saklanır.

    Bu dosya formatı, sadece resmi sıkıştırmakla kalmaz, resmin ne oranda sıkıştırılacağını da belirlemenize imkan verir. Bu çok faydalı bir özelliktir çünkü resmin sıkıştırma oranıyla resim kalitesi arasında ters orantı vardır. Yandaki resimlerde bunun örneklerini görebilirsiniz. Günümüz makinelerinde genel olarak "Yüksek", "Normal" ve "Düşük" olmak üzere 3 resim kalitesi ayarı bulunur.

    Az sıkıştırma (örneğin %90, %80 resim kalitesi) daha büyük boyutta kaliteli baskı almanızı sağlar. Çünkü resim az sıkıştırılmış ve detaylarda çok az kayıp olmuştur. Fakat dosya boyutu büyük olacağı için bellek kartına daha az resim çekilebilecektir. Makinelerde bu mod "Fine" resim kalitesi olarak adlandırılır.

    Çok sıkıştırma (örneğin %25, %50 resim kalitesi) bellek kartınıza daha fazla sayıda resim depolamanıza olanak sağlar. Resim kalitesi düşük ancak internet üzerinden yollamak, web sayfasına koymak gibi yönlerden avantajlıdır. Bu ayar, baskı alınmaktan ziyade bu amaçlı kullanımlar için tercih edilmelidir. Makinelerde bu mod "Normal/Basic/Standart" olarak adlandırılır.

    BMP, sıkıştırılmamış, 45 KB Bu resmin JPEG formatında kayıpsız olarak (yani %100 resim kalitesiyle) sıkıştırılmış şekli 10 KB büyüklüğündedir ve kalitesi bu resimle tıpatıp aynıdır.


    JPEG, %75 resim kalitesi, 3.3 KB


    JPEG, %50 resim kalitesi, 2.5 KB


    JPEG, %25 resim kalitesi, 1.9 KB
    RESİM BOYUTU
    Dijital fotoğraf makineleri, sıkıştırma modunu ayarlamanıza imkân sağladığı gibi, resmin boyutunu da belirlemeniz için seçenekler sunar.

    Bu boyut seçenekleri genellikle, en yüksek çözünürlük (makinenin megapiksel değerine bağlıdır), orta çözünürlük (genellikle 1600x1200) ve düşük çözünürlük (VGA, 640x480) şeklindedir.

    VGA modu (640x480) özellikle e-posta yoluyla resim göndermek ve web uygulamaları için standart ve ideal boyuttur.


    Solda görülen resmin sağdaki büyütülmüş detaylarını inceleyiniz.

    Resmin ayrıntısı büyütüldüğünde, çözünürlüğün resim kalitesi üzerindeki etkisi hemen farkedilebilir. Soldaki resim düşük çözünürlükte çekilmiştir ve resim büyütüldüğünde netlik bozulur. Sağdaki resim ise yüksek çözünürlükte çekilmiştir ve resim büyütüldüğünde bile netlik kaybolmaz. Ancak sağdaki resim bile belli bir oranı geçince (diyelim 10 kat) deforme olur. Bu oranın ne olduğu resmin piksel sayısıyla (yani megapikseliyle) ilgilidir...

    İşte "MEGAPİKSEL"in resim kalitesi üzerindeki etkisi budur. Eğer resmin ayrıntısını göremeyecekseniz bu kalite farkını anlayamazsınız. Bir makinenin megapiksel farkını anlayabilmek için resmi büyütmelisiniz. Sözgelimi soldaki resmi büyütmeden orijinal boyutta görecekseniz bu resmin 2 veya 5 megapiksel olması önemli değildir. Aynı şekilde eğer büyük boyda (50x75 cm gibi) baskı almayıp resimlerinizi 10x15 cm boyutta basacaksanız makinenizin 3 veya 5 megapiksel olması hiç farketmeyecektir. Çünkü resmi 10x15 boyutta basmak için gereken detayı 3 megapiksel rahatlıkla yakalar.

    Tam otomatik mod

    TAM OTOMATİK MOD

    Tüm dijital fotoğraf makinelerinde tam otomatik çekim modu bulunur. Bu modda çekim yapılırken makine, odak, pozlama ve beyaz-dengesi ayarlarını kendiliğinden yapar. Sizin tek yapmanız gereken deklanşöre basmaktan ibarettir. Aslında bu mod çoğu zaman oldukça başarılı resimler çekmenizi ve en önemlisi de makineyle uğraşmak yerine resmini çektiğiniz konuya konsantre olmanızı sağlar.

  • Hazır Olun. Makineyi "auto" modunda açın. Pil tasarrufu yapmak istiyorsanız LCD ekran yerine vizörü kullanın.

  • Resmi Çerçeveleyin. LCD ekran veya vizör size resmini çekeceğiniz pozu doğruya en yakın şekilde (ve %100 kapsayarak) göstermeye çalışır. Zumu gerektiği şekilde ayarlayın. Eğer vizördeki görüntü bulanık ise makinenizde -eğer varsa vizörün yanındaki- diopter düğmesini kullanarak ayar yapın.

  • Otomatik odaklama. Otomatik odaklama için standart yöntem pozlamanın tam ortasındaki nesneye odaklanmaktır. Makinelerde çeşitli odaklama yöntemleri de ayrıca mevcuttur. Ancak tam otomatik modda çekim yaptığımız zaman makine ya önceden baskın olarak seçilen yöntemle odaklama yapacak ya da en uygun olan yönteme çekim anında karar verecektir. Odak noktasının ne kadar uzakta olduğu makineye göre değişir. Bunun için makinenizin teknik özelliklerine bakmalısınız.

  • Otomatik pozlama. Makinenin içinde önceden programlanmış olan pozlama ayarında, sistem resmi çekilen nesneden yansıyan ışığı ölçer ve bu ölçüme göre en uygun pozlama ayarını (yani ışığın parlaklık ayarını) yapar.

  • Otomatik Flaş. Eğer ortamın aydınlatması zayıf ise, makine üzerindeki flaşı kullanarak nesneyi aydınlatmaya çalışacaktır. Bu noktada flaş mesafesinin ne kadar olduğu çok önemlidir. Bu mesafe makineye göre değişiklik gösterdiği için makinenizin teknik özelliklerine bakmalısınız.

    İç mekanda çekilen resim Günışığında çekilen resim
  • Otomatik Beyaz Dengesi. Bu nokta herhalde dijital teknolojinin en üstün olduğu noktalardan biridir. Ayrıca beyaz dengesinin dijital makinelerde çok kolayca ve en mükemmel şekilde ayarlanabilmesi bu makinelerin başarılı çekimler yapmasına büyük katkıda bulunur.

    Kısaca "beyaz dengesi" şudur: Bilindiği gibi, "beyaz" diğer tüm renkleri kapsayan bir renktir. Yani diğer renkleri karıştırınca beyaz renk elde edilir. Resmi çekilen sahnedeki tüm renkler sensör tarafından beyaza kıyas edilerek "yorumlanır".

    Şimdi şunu düşünelim: Dışarıda güneşli bir havada elimizde beyaz bir sayfa var. Bu sayfanın rengi o ortamda doğal rengindedir. Aynı sayfaya evimizdeki ampul (veya fluoresan, tungsten lamba) altında baktığımızı düşünelim. Sayfa gene beyaz olduğu halde, bulunulan mekandaki ışığın yoğunluğu ve türüne göre sayfa gözümüze farklı bir beyaz olarak görünecektir.

    Yandaki resimlerde farklı mekanlarda çekilen resimlerin, aynı nesneyi ne derece farklı gösterdiğini görmek mümkün.

    İşte beyaz dengesi ayarı ile beyaz renk (ve ona bağlı olarak tüm renkler) bulunulan ortama en uygun şekilde yorumlanır. Yani kırmızı nasıl tonda bir kırmızıdır, mavi nasıl bir mavidir sorusuna cevap hep beyaz renk referans alınarak verilir. Tam otomatik çekim modunda makine, mekanın ışık yoğunluğunu ve türünü otomatik olarak algılayarak beyaz dengesini (yani aslında tüm renklerin dengesini) kendisi oluşturur.

  • Bölüm 1: Makine Kontrolleri ve Yaratıcılık



    Günümüzde dijital fotoğraf makinelerinin neredeyse tamamı çekim aşamasında bazı ayarlar yapılmasına olanak tanımaktadır. Makinelerin tümü otomatik çekim moduna sahip oldukları halde, böyle ayarlar vasıtasıyla en iyi resmi çekmek mümkün olmaktadır.

    Genel olarak dijital fotoğraf makinelerini 2 gruba ayırabiliriz: Profesyonel (SLR) makineler ve Tüketici sınıfı makineler. Tüketici sınıfı makineler de kendi içinde 3 grupta incelenebilir: Bas-Çek, Kompakt ve SLR-benzeri makineler. Hangi sınıftan olursa olsun tüm makinelerin çalışma ilkeleri temel olarak aynıdır.

    Bu bölümde öncelikle Otomatik Çekim Modu hakkında bilgiler verip makinemizi tanımaya başlayacağız. İlerleyen bölümlerde ise konuların detayına inip her bir ayarın resmin kalitesini nasıl etkilediğini inceleyeceğiz.


    M A K İ N E N İ N İ Ş L E Y İ Ş İ

    Bu bölümde kısaca tam otomatik çekim modunda makinenin gerçekleştirdiği işlemler anlatılacaktır. Böylece dijital makinelerin analog (klasik) makinelerden neden farklı bir çalışma tarzına sahip olduğu görülecektir.

    Tüm dijital fotoğraf makinelerinde, tam otomatik çekim modu vardır ve bu modda pozlamayla ilgili yapılması gereken ayarları tümüyle makine gerçekleştirir. Dijital makinelerde, deklanşör düğmesine basmakla resmin gerçekten çekilmesi arasında az ya da çok bir süre geçer. İşte bize çok uzun gelen bu kısa sürede makine bir dizi süreci gerçekleştirir:

    • CCD (veya CMOS) sensörü temizler ve yeni bir resme hazırlar.
    • Beyaz dengesi ayarını yapar, böylelikle renklerin nasıl yorumlanacağına karar verir.
    • Metraj sistemi yardımıyla sahneyi ölçer ve pozlamayı yapar.
    • Uygun noktaya odaklama yapar.
    • Gerekiyorsa flaş atar.
    • Resmi çeker.
    • Çekilen resmi sıkıştırır. (Yani JPEG formatına çevirir)
    • Bellek kartına kaydeder.
    • Yeni bir resim çekmeye hazır hale gelir.
    İşte bu yapılan işlemler zaman alır. Ancak bu işlemler gerçekleştikten sonra makine diğer resmi çekmeye hazır hale gelir. Bu süre makineye göre değişmekle birlikte birkaç saniye sürmektedir.

    FOTO KURS

  • İster dijital ister analog (klasik), hangi tür fotoğraf makinesi kullanırsanız kullanın, hedef en iyi resmi çekebilmektir. Bunun için de en önemli nokta kullandığınız makineyi "tanımaktır". Ancak bu tanıma, makinenin menülerini bilmek, mekanik olarak makineden anlamak anlamına gelmez.

  • Makinenizi tanımak demek, onunla resim çekerken neler yapabileceğinizi bilmeniz demektir. Bir başka deyişle, tam otomatik modda çalışırken makinenizin ne tür yöntemler kullandığını bilmek ve manuel modda çalışırken de size ne gibi olanaklar sunduğundan ve bunları nasıl kullanmanız gerektiğinden haberdar olmanız demektir.

  • Harika bir fotoğraf, harika bir sahneyi yakalamak demektir. Ancak bu yeterli değildir. Aynı zamanda o sahneyi güzelliğine uygun olarak fotoğrafa dönüştürebilmelisiniz. Bunun için de makinenizi nasıl kullanmanız gerektiğini bilmelisiniz.

  • Bu kursun konusu size makinenizi "tanıtmaktır". Yani onunla neler yapabileceğinizi öğretmektir. Şundan emin olun ki, burada anlatılanlar tüm dijital fotoğraf makineleri için geçerli temel ilke ve yöntemlerdir.

  • Genel ilkeler ve yöntemler tüm makineler için aynı olmakla birlikte, oranlar, büyüklükler, mesafeler makineden makineye değişiklik gösterir. Örneğin, her makinenin üzerinde flaş vardır ancak flaş mesafesi makineye göre değişir. Bir başka örnek: Her makine otomatik odaklama yapar ancak odak mesafesi makineye göre değişir. Bu ve benzeri "makineye özgü" konularda bilgi almak için sitemizin Teknik Özellikler sayfasından gerekli bilgileri alabilirsiniz. Kursun ilerleyen bölümlerinde Teknik Özellikler sayfasına yeri geldikçe link verilecektir.

  • Daha iyi fotoğraflar çekmek için kavramları ve süreçleri iyi anlamak gerekir. Bunlar fotoğrafçılığın "Neden" ve "Nasıl"larıdır.

  • Kavramlar, yapılan ayarın/düzenlemenin temel ilkeleri demektir. Bu noktada hangi tür/model bir makine kullandığınızın bir önemi yoktur. Kavramları anlamak "Neden" sorusunun cevabını verir.

  • Süreçler ise kullanılan makineye göre değişiklik gösterir. Aynı işlemi her makine farklı bir tarzda yapabilir. Yapılan iş aynı olmakla birlikte kullanılan yöntem farklıdır. Süreçleri bilmek/anlamak "Nasıl" sorusunun cevabını verir.

  • Makinenizdeki özellikleri keşfettikçe bundan keyif alacaksınız. En iyi fotoğrafı çekmenin bir tek yolu yoktur. Yeni yöntemler denemekten çekinmeyin. Hele dijital fotoğraf makinesi kullanımı bunu öylesine kolaylaştırmaktadır ki... Film ve tab ettirme gibi maliyetler ortadan kalkmaktadır. İstediğiniz kadar deneme yapabilirsiniz ve çektiğiniz resimleri görmek için de beklemeniz gerekmez. Her deneme size birşeyler öğretir ve bunun da size bir maliyeti yoktur.

  • Bu kurs boyunca konular görsel olarak anlatılacaktır. Böylece "bir resim bin sözcüğe bedeldir" özdeyişi uyarınca konular en kısa, en keyifli ve en akılda kalıcı şekilde sunulacaktır. Ne de olsa resim ve görsellik, dijital fotoğraf makinesi konusuna pek uzak sayılmaz değil mi ;-)

    Evet, hazırsanız kursumuza başlayalım..
  • Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı